İnsülin kandaki glükoz yani doğal şeker seviyesini düzenleyen hormonumuzdur. Pankreasta salgılanıyor. Glükoz ise besinlerden aldığımız faydalı şeker ve kanımızdan hücreler aracılığıyla alınarak bize enerji veriyor. Glükoz seviyesi arttığında pankreastaki hücreler insülin salıyor. Vücudumuza ne kadar şeker girerse, o kadar insülin salgılanır. Ama insülin direnci oluşursa o zaman salgıladığımız insülin yetersiz kalıyor ve vücudumuz daha çok insülin salgılamak durumunda kalıyor.
İnsülin direnci başta kalp krizi olmak üzere, damar sertliği, rahim kanseri, meme kanseri, kalınbağırsak kanseri, prostat, tansiyon ve karaciğer yağlanması gibi çok ciddi hastalıklara sebep oluyor. İnsülin direncinin ise başlıca kaynağı tuz tüketimi. Tuzun vücuttaki yağların atılmasına engel olduğunu biliyoruz. Diyet yaparken de günlük yaşantımızda da tuzu ne kadar az tüketirsek o kadar sağlıklı bir iş yapmış oluruz.
Sürekli şekerinizin düştüğünü söyleyip, tatlı tüketmeyi alışkanlık haline getirmişseniz, mutlaka insülin direncinizi kontrol ettirmenizi tavsiye ederim. Unutmayın, vücudumuzun ihtiyacı olan doğal ve zararsız şekeri çikolata yerine meyvelerden de aynı derecede alabiliyoruz. Hem de çok daha uzun süre doğal enerji ve mutluluk durumumuz devam ediyor.
İnüsilin direnci olan kişiler nasıl beslenmeli? Yağ ve glisemik indeksi yüksek olan besinlerden uzak durulmalı. Bu aynı zamanda glisemik endeks diyeti olarak da geçer. Bu diyette aynı zamanda çok şekerli meyvelerden uzak durarak da ensülin seviyenizi düzenleyebilirsiniz.
Etiketler: damar sertliği, doğal enerji, doğal şeker, faydalı şeker, glükoz, hormon, insülin direnci, kalp krizi, karaciğer yağlanması, pankreastaki hücreler, tuz tüketimi
[...] sendromu (metabolik sendrom, insülin direnci sendromu) için uygulanması gereken diyet; düşük karbonhidrat bol protein diyeti olmalıdır. [...]